Bir varmış bir yokmuş...

Saturday, November 11, 2006

Maymun Peri

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde güzel ülkelerden birinde, bir padişah yaşarmış üç erkek evladıyla birlikte. Evlatları büyümüş, yakışıklı birer delikanlı olmuş yıllar geçince. Derken, padişah oğullarının mürüvvetini görmek istemiş:

- Hadi evlatlar buyurun evlenin, demiş. Demiş de, üç delikanlı, evlenecek kız görememiş çevrelerinde.
- Hani padişah babamız, kısmetimiz nerede? diye sormuşlar, evlenecek kimsecikler bulamayacakları endişesiyle. Padişah bu, bütün düğümleri çözmek onun görevi. Düşünmüş nerede, nasıl bulabilir evlatlarının kısmetini. Sonunda karar vermiş, üçünü de çağırtmış yanına. Birer ok ile yay uzatmış onlara:

- Atın bu okları. Okunuz kimin avlusuna düşerse, size o adamın kızını alacağım, demiş. Delikanlılar arasında bir heyecan rüzgarı esmiş. Ama delikanlı değiller mi? Yayı gererken elleri titrer mi?... Titrememiş tabii.

İlk atışı büyük oğlan yapmış. Oku bir atmış, pir atmış. Ok gitmiş gitmiş, vezirin evinin avlusuna düşmüş. Padişah hemen vezire adamlarını göndermiş, kızını istetmiş. Vezirin kızı pek güzelmiş. Güzel olduğu kadar elinden iş de gelirmiş. Kırk gün kırk gece süren düğün dernek ile büyük oğlan ile vezirin kızı, mutlu mesut dünya evine girmiş.

Derken sıra ortanca oğlana gelmiş. Ortanca oğlan da okunu atmış. Ok yaydan bir fırlamış, kaşla göz arasında vekilin evinin avlusunu boylamış. Padişah hemen oraya da adamlarını salmış. Vekilin kızı da alınmış. Vekilin kızı da vezirin kızını aratmıyormuş hani. O kapkara ceylan bakışlı gözleri, o kapkara kıvrım zülüfleri. Bir bakan bir daha dönüp bakar, bakışları çok can yakarmış. Kırk gün kırk gece düğün dernek, ortanca oğlan ve vekilin kızı içinde yapılmış, düğünün güzelliği de dillerde yankılanmış.

Sonunda sora küçük oğlana gelmiş. Küçük oğlan almış okunu, şöyle güzelce germiş yayını. Gerilen yayı değil, gönül teliymiş sanki. Tam bırakacak, oku, kaçıp kısmetini bulacak, güneş bulutların arasından başını uzatmış, küçük oğlanın gözünü almış. Oğlan bir an ne olduğunu anlamamış, gözleri kamaşmış, tam o sırada ok yaydan kurtulmuş, almış başını, taa ormana doğru fırlamış. Sonra ağaçların arasına düşmüş kalmış. Küçük oğlan hemen ormana koşmuş, okunu bir maymunun elinde bulmuş. Maymun bir yandan oku kemiriyor, bir yandan da küçük oğlana gülümsüyormuş.

Tam o sırada büyük ve ortanca oğlanlar gelmişler kardeşlerinin peşi sıra. Bir maymun görüverince karşılarında gülmeye başlamışlar. Bu maymun senin kısmetin, bu maymunla evlenmek zorundasın diye, kardeslerini maymunla evlenmek zorunda bırakmışlar. Küçük oğlan kimselere gösterememiş eşini. Ormanda maymunla birlikte yaşamaya başlamış. Ama ağabeyleri rahat durmamış:

- Babamız evinize gelmek istiyor, diye küçük oğlanı kandırmış. Bunu duyan küçük oğlan, karısı maymunun yanına varmış:
- Babam evimize gelmek istiyormuş, ne yapacağız? diye dert yanmış. Maymun hiç telaşlanmamış:

Babana istediğin adamlarını al ve filan dağa git de demiş. Padişah, söylenen dağa gitmiş. Beraberinde adamlarını da getirmiş. Bir de bakmışlar dağda, her birinin atı için bir altın kazık çakılı. Yemek vakti sorda ise, kurulabilecek bütün sorfalardan farklı. Yemekler altır tabaklarda, altın çatallar kaşıklar yanlarında. Böyle yemek yemek pek de keyifliymiş ya, yemek bittikten sonra da herkesin yediği tabak, atını bağladığı kazık kendine kalınca keyifler katlanmış, ağabeyler şaşırmış.

- O zaman, demişler babamızın eşlerimizi de çağırmasını isteyelim. Maymun geldiğinde biraz gülelim.

Gerçekten de çok geçmemiş, padişah oğullarını eşleriyle birlikte saraya davet etmiş. Küçük oğlanın paçaları tutuşmuş bu davet karşısında. Yine soluğu almış maymun karısının yanında:

- Şimdi ne yapacağız, babam çağırıyor demiş. Maymun sonunda beklediği gün geldiği için heyecanlı ama görünüşte oldukça soğukkanlı, kocasının misafir ağırladıkları dağa çıkıp Gülnar diye bağırmasını istemiş. Küçük oğlan denileni yapmış;

- Gülnarr diye bağırmış. Karşısına öyle bir peri çıkmış ki, dayanamamış, bayılmış. Bir süre sonra ayılınca peri:

- Ben senin karın Gülnar'ım deyip postunu oğlana vermiş sonra devam etmiş. Yıllardır bu postu çıkarmak için senin gibi bir şahzade ile evlenmeyi ve padişahın sarayına davet edilmeyi bekliyordum. Hadi gidelim. Ama bu postuma sahip ol. Onu sakın çaldırma. Çaldırırsan beni bulamazsın, demiş.

Saraya gitmişler, padişahın huzuruna gelmişler. Padişah, ağabey, ağabeylerinin karıları, görüverince küçük oğlanın eşsiz benzersiz karısını, düşüp bayılmışlar. Ayıldıklarında, yiyip içip eğlenmişler.

Karısının postunu sıkı sıkı saklayan küçük oğlan ile eşsiz benzersiz güzellikteki maymun perinin kırk gün kırk gece düğünleri yapılmış. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.

Gökten üç elma düştü biri bana, biri sana, biri kısmetine inananlara...

5 Comments:

  • Sevgili Ebru'cuğum,
    Masalların çok güzel. Küçüklüğümden bölük pörçük hatırladığım daha doğrusu tam da hatırlayamadığım bir masal var. Değişik elbiseler giyen bir kız var. Bakırdan, altından falan elbise giyiyor. Ama ne kadar da düşünsem başka birşey hatırlayamıyorum. İçinde böyle birşey geçen bir masal biliyor musun?
    Bu arada Merve'nin seninle yazışması çok hoşuma gidiyor. Bizim dediklerimizden çok aile dışı insanların söyledikleri daha etkilidir ya. Sen de ona güzel fikirler aşılıyorsun sağol :)

    By Blogger bocuruk, at 1:05 PM  

  • ebru abla
    hikaye gerçekten çok güzel.bu arada bu hikayeleri nerden buluyorsun?
    seni çok seviyorum segilerle

    By Blogger merve, at 1:44 PM  

  • Bocurukcugum yazdığım masalları beğenmene sevindim. Hos hali hazırda kendi yazdığım masallara yer veremedim ya neyse. Hepsini yavas yavas yapıcam artık. Bahsettiğin masalı hatırlıyorum canım. Merak etme bugün yarın bloğumda yer vermis olurum. Bu arada biricik kızın Merve'yle ilgili olarak söylediğim naçizane yol gösterici sözleri onaylamana çok memnun oldum. Nede olsa Merve benimde kardesim sayılır. Dolayısıyla bu zamana kadarki bilgi donanımızı ona güzel ve yararlı bir sekilde yol göstermekte kullanabilirsek ne mutlu bize değil mi ama?

    Mervecim masalı beğenmene çok memnun oldum. bu arada bu hikayeleri nerden bulduğumu sormussun? Güzelim bende kalabalık bir kitap arsivi var. Çocukluğumdan bu zamana kadar ki olan kitaplarımın bir çoğu su anki kitaplarımın arasındakini yerini alıyor. Dolayısıyla bu masallara ulasmam zor olmuyor. Ama tabii sürekli kitaplardan yararlanarak yazıyorum diyemem. Çünkü seninde bildiğin gibi elimizin altında internet gibi bir cevher var. O yüzden aklına gelen her seyi internetteki arama motorlarına yazıp rahatlıkla öğrenebilirsin. Ayrıca senin yas grubuna hitap edecek çok güzel sitelerde var. Hem eğitici hem öğretici nitelikte... Geçenlerde not almıstım bir kenara... Bulduğumda sana söylerim derslerinden fırsat bulduğunda sende bakarsın seker arkadasım. Bende seni seviyorum derslerinde de basarılar diliyorum. Sevgilerimle

    By Blogger ebrutunc, at 12:31 PM  

  • sevgili ebru abla
    bu zamana kadar kitabları saklaman çok güzel birşey.bu çok zor olmalı sevgilerle!!!!!!

    By Blogger merve, at 9:26 AM  

  • ...bu masaldan çıkarılacak sonuç: ok yaydan çıkmış artık....hehehehhe....yahu nasılda yazıyorum ama:D.. selam ebru; dönmüşsün tekrar; yoktun uzun süre...

    By Blogger halil, at 5:06 AM  

Post a Comment

<< Home